Işık İşçileri Aldatmacası – Nibiru’nun Dönüşü (Karanlık Yükseliyor)

Işık İşçileri Aldatmacası – Nibiru’nun Dönüşü (Karanlık Yükseliyor)

“Hiç kimse bile bile kötülük işlemez, kötülük bilginin eksikliğinden ileri gelir” – Sokrates

2012 yılının sonlarına doğru Mayaların kehaneti gündem olmuştu. Dünyanın bir çok yerinde bu tarih konuşuldu hatta İzmir’in Selçuk ilçesinde bulunan Şirince köyü de o dönem popüler hale gelmişti.

Peki Mayalar bu kehanet hakkında yanıldı mı ?

Tabiki hayır. Aslında Mayaların bize gösterdiği tarih Nibiru’nun güneş sistemimize girdiği tarihi gösteriyordu. Nibiru hakkında kısaca bilgi vermek gerekirse; Eski Sümer metinlerinde, yaratıcıların Güneş Sistemimize 3.600 yılda bir giren, henüz keşfedilmiş bir gezegenden geldiklerine dair bir açıklama vardı. Metinler, onların Nefilim olarak bilindiğini ve 400.000 yıl önce Dünya’yı kolonileştirdiklerini söylüyordu. İncil de bu ırktan bahseder ve onlara “Tanrı’nın oğulları” der. Gezegen Nibiru o sırada bir kriz dönemindeydi çünkü gezegenin atmosferi aşınmıştı, atmosferlerini iyileştirmek, altın mineralleri çıkarmak için Dünya’ya geldiler. Bu madencilik Orta Doğu’da yapılıyor ve bu yüzden Büyük Piramit’i ve güneş sistemindeki takımyıldızlara karşılık gelen bitişik piramitleri buluyoruz. Buldukları mineralleri Nibiru’ya geri göndermek için Dünya’da kapılar (yüksek manyetik bölgeler) oluşturdular. Sümer tabletlerine göre ırkımız, yaklaşık 300.000 yıl önce, gezegenimizdeki minerallerin çıkarılmasına yardımcı olacak bir “işçi” ırkı yaratmak için yerli Dünya hayvanları ve Nephilim ile melez bir ırk olarak yaratıldı.

Nibiru ve Anunnakiler hakkında bilgi verdikten sonra esas konumuza geri dönelim. Sosyal medyada veya çevrenizde karşınıza sürekli “Galaktik Federasyon” çıkıyordur. Işık işçileri de Galaktik Federasyon’daki üyeler ile temas halinde olduklarını savunarak onlara hizmet ettiklerini düşünüyor. Eski metinler bu varlıkların kötümser olduklarını söylese de günümüzde bu varlıklara hizmet ettiğini düşünen “Işık İşçileri” hizmet ettiklerinin tamamen iyimser olduğuna inanıyor. Antik dönemin tabletleri bu varlıkların insanları köleleştirmek/köle olarak kullanmak amaçlı yarattıklarını, ihtiyaçları karşılanıncada insanların sonunu getirmek istediğini söyler.

Buzul Çağının son evresinde, buzullar erimeye başlayınca Nibiru’dan gelenler dünyada büyük sel taşkınlarının olacağını biliyordu. İnsanları uyarmak yerine, Enlil uyarmamayı tercih etti. Ve Tanrılar meclisinde bulunan tüm tanrılara da insanları uyarmamaları için yemin ettirdi. Tüm tanrılar ettikleri yemine sadık kalmak zorundaydı, çünkü edilen yemin kutsal yasalar üzerineydi. Enki yeminine sadık kalmak istiyor ama aynı zamanda insanlara yardım da etmek istiyordu. Bu yüzden  bir duvarın arkasından kamışa seslenerek olan bitenleri anlattı. Duvarın arkasında Ziusudra’nın olduğunu biliyordu. Amacı Ziusudra’nın önlem almasını sağlayarak gelen bu felaketten insanları korumasını sağlamaktı. İstediği gibi de oldu. Ama Enlil tufan öncesinde dünyadan ayrılmadan önce insanları yok etmek istiyordu. Metinlere göre Enlil bir gün geri gelecek ve dünyanın sonunu getirecek.

Nibiru hakkında biraz daha somut bilgi vermek gerekirse;

Nibiru, Jüpiter’den 5 kat daha büyük
Jüpiter, Dünya’dan  1.321.3 kat daha büyük bir hacme  sahiptir.
Bu nedenle Nibiru, Dünya’dan 6,606 kat daha büyüktür.

Nibiru oldukça büyük olduğu için ” Alan Yerçekimi ” de çok güçlüdür.

Nibiru ayrıca, 8 AU çapında veya 4 AU (Astronomik Birim) yarıçapında kendi merkezinden hareket eden devasa bir ” Manyetik Alan ” a sahiptir. Her AU, 150 milyon km’ye, hatta Dünya’dan Güneş’e olan mesafeye eşittir.

Çok az kişi neler olup bittiğini ciddiye alıyor. Ancak dünya nüfusunun çoğunluğu göklerde, yerin altında ve denizlerde neler olduğunu bilmiyor. Depremler artacak ve dünyanın hemen hemen her yerinde yavaş yavaş başlayacak ve giderek daha şiddetli, sık ve endişe verici hale gelecekler. Birçok yanardağ şiddetli ve öngörülemeyen patlamalara yol açacak. Faaliyete giren yanardağları bir çok bölgede felakete sebep olacak, can kayıpları yaşanacak. Göklerde ise asteroitler ve göktaşları tehlikeli hale gelecek. Başlangıçta küçük göktaşları ve asteroitlerin haberleri yayınlanacak. Sonralarında ise büyükleri gelmeye başlayacak. Dünyaya düştükleri takdirde milyonlarca insanı, hayvanları ve şehirleri yok edecek şok dalgaları ve yıkıcı depremler yaratacaklar.

Birçok insan atmosfere beyaz bir toz serpiştiren yüksek irtifalarda uçaklar gördü. Dünyayı zehirlediklerini söylüyorlar. Konuyla ilgili birçok “üniversite tezi” var. Aslında, çoğunluk bunun bir “zehir” veya “virüs” olduğu sonucuna vardı. Konuyla ilgili birkaç “Komplo Teorisi” var. Amerikan ve Avrupa üniversiteleri bu teorilerin yaratıcısı ve destekçisidir. Bu teorisyenler, bu kimyasalların serbest bırakılmasının amacının küresel karartma, nüfus kontrolü, savaş amaçlı iklim manipülasyonu, Nibiru’nun varlığını kamufle etmek ve hatta biyolojik savaş olabileceğini düşünüyor. Bu izlerin solunum yolu hastalıklarına ve diğer sağlık sorunlarına neden olduğu söyleniyor.

Dünyanın çekirdeğinin dönüşündeki azalma, manyetik alanın zayıflamasına neden olur. Zayıf olması, büyük UV ışınları akışına izin verir, o kadar yüksek ki, kemik iliğini tahrip ederek, organik savunmamızı zayıflatarak ve bizi her türlü fırsatçı hastalığa karşı savunmasız bırakarak insanların sağlığını tehlikeye atabilirler. Cilt kanserine, katarakta ve daha birçok hastalığa neden olurlar. Ayrıca mahsulleri de yok ederler.

Hükümetler vatandaşlarını savunmak için daha fazlasını istiyor. Tıpkı aile başkanlarının gerektiğinde ailelerini ölümüne savunduğu gibi, milletler de her zaman tüm hükümetler tarafından sıkı bir şekilde savunulmuştur.

Böylelikle hükümetler, vatandaşlarını, bu hikayedeki büyük ve tek kahramanı “Nibiru” adlı ” Absinthe Yıldızı” olan Güneş’ten kaynaklanan kozmik saldırılara karşı savunuyorlar. Popülasyonları UV ve UVA ışınlarından koruma fikri “Güneş Koruyucuları” na dayanmaktadır.

Çoğu güneş kreminin ışığı yansıtan (titanyum dioksit, çinko oksit gibi ) veya her ikisinin bir kombinasyonunu yansıtan opak malzeme kullandığı bilinmektedir. Tipik olarak, emici malzemeler, mineral veya fiziksel bloker olarak adlandırılır.

Kimyasal olarak inert, toksik olmayan ve beyaz olan alümina, plastikler için tercih edilen bir dolgu maddesidir. Alümina, “Güneş kremi” gibi yaygın bir bileşendir. Yüksek sıcaklık fırınlarında izolasyon genellikle alüminyum oksitten yapılmaktadır. Bazen yalıtım, malzemenin sıcaklık seviyesine bağlı olarak değişen silika yüzdelerine sahiptir. Farklı uygulama ihtiyaçları için kaplama, levha, tuğla ve gevşek elyaf şekilleri üzerine yalıtım yapılabilir.

Bu nedenle, “Kimyasal İzi” veya kimyasal izleri oluşturan kimyasal malzeme, yukarıdaki bu malzemelerin kombinasyonundan da oluşur. Bu şekilde uçaklar, muazzam bir “Güneş Kremi” gibi nüfusları korumak için şehirlere kimyasal bileşenler püskürtür.

Bu kadar şey anlattım. Işık işçileri ile alakası ne diyeceksiniz değil mi ?

Nibiru’nun artık iyimser değil de kötümser bir gezegen olduğunu ve üzerinde yaşayanlarında amaçlarını az çok anlamışsınızdır. Kozmik savaş başlamadan önce kamufle edilen dünya düzeni bir şekilde kırılma noktasına geldi. Işık işçileri burada farkında olmadan asıl düşmanlarımız ile temasa geçerek günümüzde de ilk köleleşmenin adımlarını atmış oldu. Atmosfer çeşitli gazlarla korunmak istenirken, ışık işçilerinin temas haline geçtikleri varlıklarla aralarında enerji veya frekans bu korumayı ne derece etkin kılabilir ? Dünyayı açık hedef haline getirmiş olmaz mı ?

Belki bir çoğunuza fantastik veya hayal ürünü gelebilir. Ama tabletler ve metinler incelendiğinde aslında bu savaşın kaçınılmaz olduğu karşımıza çıkıyor. Her savaşın kendine göre bir stratejisi vardır. Burada bahsettiğimiz savaşçılar ise kozmik savaşçılar. Yani bizim düşüncelerimizinde ilerisinde varlıklar. Bu yüzden kuracakları stratejik oyunlarda her zaman beklemediğimiz yerden olacaktır. Işık işçileri ve körü körüne bağlı oldukları düşünceleride bunun en bariz örneğidir. Bir şekilde bu insanlar kendi enerjilerini göksel varlıklara açtığı için yönlendirilmelerde varlıkların kontrolünde oluyor. Düşünsenize sosyal medya da artık gerçekten göze çarpacak derecede kişiler “Ben Nibiru Prensiyim”, “Ben Siriustan geldim”, “Ben Galaktik Federasyon Sözcüsüyüm” vb paylaşımlar yapıyorlar.

Buna gerçekten inanıyorlar. Bilinçleri artık kontrol dışında olduğu için düşünme yetileri de sınırlı hale geliyor. Belki tüm derdimiz bu mu diyeceksiniz. Ama bu derdi de göz ardı etmemeliyiz. Günümüzde kendisini “Işık işçisi” diye tanımlayan binlerce insan var. Yani göksel varlıklar savaşın ilk adımlarını atarak dünya nüfusu üzerinde kontrollerini sağlamaya başladılar.

Nasıl mı ? Az önce bahsettiğim kimyasal malzeme her ne kadar atmosferi kamufle etmeye çalışsada binlerce insanın enerjisi bu kamufleyi zayıflatıyor. Ve her defasında daha fazlasını gökyüzüne yaymak zorunda kalıyorlar. Bu sebeple de insan direnci zayıflıyor. Hala anlamadınız mı ? Son dönemlerde ortaya çıkan ve hızla yayılan “Corona” virüsü.

Aslında önemsiz görülenler zamanla gerçekten zararlı hale gelebiliyor.

Yazının devamı gelecektir … Görüşmek dileğiyle …

‘Yazar: İlyas Kaplan’

Ana Sayfaya Git

Bir Cevap Yazın